ANAOKULU VE KREŞİN ÇOCUĞUN HAYATINDAKİ YERİ 03 Ağustos 2021

Bu yazımızda okul öncesi eğitimin öneminden ve çocuğa kazandırdıklarından bahsettik. Yazımız “Çocuk Gelişimi ve Ruh Sağlığı” isimli kitabımızdan alınmıştır.

Çocuğun duygusal gelişimi ve kişilik gelişimi açısından bebeklik dönemindeki duygusal gelişim ve fiziksel temas kurabilme yaşantıları çok önemlidir. Bu nedenle, sıfır-üç yaş döneminde çocuk birebir temas kurabileceği annesiyle birlikte olmalıdır. Annenin çalışması durumunda bu dönemde çocuğa yakın bir akraba ya da uygun özellikleri taşıyan bir bakıcının bakması sağlanmalıdır. Bu dönemde çocukla bir tek yetişkin ilgilenmelidir. Bakıcı değiştirilmemelidir. Çocuk konuşma, davranış biçimi vb. açısından kendine bakan kişiyi model alacağı için bakıcı seçiminde çok dikkatli olunmalıdır. Çocuğa bakan kimsenin çocuk yetiştirme konusunda anne babayla tutarlı bir tutum sergilemesine özen gösterilmelidir. İster bakıcı, ister yakın bir akraba baksın, çocuk mutlaka, her gün akşam kendi anne babasıyla birlikte olmalı ve kendi evine götürülmelidir. Çocuğun sadece hafta sonlarını anne babayla kendi evinde geçirmesi ya da çocuğa başka bir şehirde baktırılması (büyükanne vb. yanında) uygun bir tutum değildir.
Çocuk üç-üçbuçuk yaşlarından itibaren artık bir okul öncesi eğitim kurumuna gönderilebilir. Kaliteli bir kurumda yapılan okul öncesi eğitim çocuğun zihinsel, sosyal, fiziksel, dil, duygusal gelişimine katkı sağlamaktadır. Sınırlı ev ortamından çıkıp, daha geniş bir sosyal çevreye giren çocuk grup içinde yaşamayı ve onun gereklerini yerine getirmeyi öğrenecektir. Diğer çocuklarla birlikte yemek yemek, uyumak, oynamak, sırasını beklemek gibi toplumsal kuralları öğrenir. Grup içinde yaşama çocuğa düşüncelerini dile getirme, başkalarına iletibilme fırsatı sunar. Böylece, çocuk daha girişken, uyumlu ve sosyal etkinliklerde daha başarılı olur. Çocuk hem kendi hakkını korumayı hem de başkalarının özgürlükleri olduğunu öğrenir. Yardımlaşma, paylaşma ve işbirliği gibi sosyal becerileri gelişir. Okul öncesi eğitim kurumları, çocuğa amacına uygun olarak planlanmış oyun ortamları ve zengin uyarıcılarla karşılaşma imkanı sunar. Böylece, çocuk istediği faaliyeti seçerek tercih yapma, karar alma fırsatı bulur. Sorumluluk duyguları gelişir. Çocuk kendini ve akranlarını tanımaya başlar. Ahlaki, kültürel ve insani değerleri öğrenir. Örneğin, kibar, saygılı, dürüst olmak gibi çocuğun gelişimine önemli katkılar sağlayan okul öncesi eğitim kurumları bir takım özellikler taşımalıdır. Her şeyden önce öğretmen ve bakıcıların nitelikleri uygun olmalıdır. Öğretmenler, çocukları seven, sevecen, ilgili, saygılı, güler yüzlü olmalıdır. Yeterli eğitimi almış olmalı ve uygun eğitimsel yaklaşım gösterebilmelidir. Çocukların gelişim özelliklerini bilmeli ve onlarla etkileşime geçebilmelidir. Öğretmen mesleğini sevmelidir. Çocuklara model olacağı için uygun davranışsal özellikleri taşımalıdır. Öğretmen-bakıcı-çocuk oranları yeterli olmalıdır.
Kurumun programı çocuğun gelişim ve eğitimini desteklemelidir. Çocuğun benlik kavramının gelişmesine, kendini ifade etmesine, bağımsızlığını kazanmasına ve öz denetimini sağlamasına imkan tanımalıdır. Çocuğun yaratıcılığının, yeteneklerinin ortaya çıkmasına ve gelişmesine yardımcı olmalıdır. Çocuğa yaparak, aktif olarak katılarak öğrenme fırsatı sunmalıdır. Çocuğun kendini geliştirme, yönlendirme ve kendine güven kazanması desteklenmelidir.
Kurumda yeterli, güvenli eğitsel araç, gereç ve oyun malzemeleri bulunmalıdır. Fiziksel ortam sağlık, estetik ve kullanım açısından gerekli özellikleri taşımalıdır. Çocuğa farklı etkinlikler için (müzik, resim, hareket, dramatik oyun, evcilik gibi) düzenlenmiş ortamlar sunmalıdır.
Üç-üç buçuk yaşları okul öncesi bir eğitim kurumuna göndermek için uygun yaş olmakla birlikte bu duruma kimi çocuk daha erken, kimi de daha geç yaşta hazır olabilir. Özellikle, aşırı koruyucu, aşırı hoşgörülü ve aşırı kuralsız ailelerden gelen çocuklar ana okuluna gitmek istemeyebilirler. Bu durumda, bütün aileleri tutarlı ve kararlı bir tutum içinde olmalıdır. Çocuğa ana okuluna gitmesi gerektiği anlatılmalıdır, bu konuda ödün verilmemelidir. İstemezse gitmeyeceği şeklindeki davranışları destek görmemelidir. Anne ya da baba gitmekte zorlanan çocuğun okula alıştırma sürecinde başlangıçta yanında olmalıdır. Kademeli olarak çocuktan (okuldan) uzaklaşmalıdır. Örneğin, birinci gün sınıfta birlikte otururken, ikinci gün salonda beklenip çocukla ara sıra görüşülür. Üçüncü gün okul binasının dışında beklenerek çocuk gerek duyarsa görüşülür. Dördüncü gün, sadece öğlen birlikte olup, beşinci gün yalnızca almak için gidilebilir. Bu sürecin sonunda çocuk anne ya da baba ayrıldıktan sonra bütün gün ağlamaya devam ederse ve okuldaki etkinliklere katılmazsa çocukla birlikte bir uzmana başvurulmalıdır.

Çocuk Gelişimi ve Ruh Sağlığı (4. Basım / Ocak 2020) - Nobel Akademik Yayıncılık
Ed: Prof. Dr. Fatma Gül Cirhinlioğlu
ISBN: 978-605-320-062-8

YORUMLAR
    Henüz yorum yapılmamış.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edebilirsiniz