BEBEKLERDE BESLENME PROBLEMİ 09 Temmuz 2021

Bu yazımızda bebeklerde beslenme sorunlarını ve bu konuda dikkat edilmesi gerekenleri ele aldık. Yazımız "Klinik Psikolojide Bebek, Çocuk ve Ergen Vakalarda İlk Görüşmeler" isimli kitabımızdan derlenmiştir.

  Beslenme, bebeğin yaşamındaki en önemli olaylardandır. Beslenme sırasında bebek herhangi bir şeyi içine alma, sevgi, ilgi ve şefkati de özümseme deneyimini yaşamaktadır. Beslenme ihtiyacı duyan bir bebeğin bu ihtiyacının giderilmesi bebek açısından bir mutluluk kaynağıdır. Anne sütü, bebekle annenin bedensel temas içerisinde olmalarını sağlar ve psikolojik beraberlik duygusu uyandırır. Emzirme sadece bebeğin beslenme işlevi olmanın ötesinde ihtiyacı olan duygusal tatmini de sağlamaktadır. Anne ile bebek arasındaki duygusal bağın sürdürülmesi ve birliktelik duygusunun yaşanması biberonla beslenmede de aynı işlevi görebilmektedir (Yavuzer, 2010a).
   Beslenme konusunda bebekler arasında farklılıklar olduğu gibi, aynı bebeğin farklı zaman dilimlerinde yediği miktarlar arasında da değişiklikler olabilir. İştah, hayatın erken dönemlerinde belirgin iken, 15 -18. aylar arasında en düşük düzeydedir. Otuzlu aylarda ise aşırı açlık hissinden ve yemek yemeye hiç istek duymamaya kadar dalgalanma gösterebilir (şenol, 2006). Diş çıkarmak veya hafif bir rahatsızlık bebeğin birkaç gün yemek istememesine yol açabilir. Günlük yaşam rutininde de bir değişiklik ya da ailede bir sorunun yaşanması da aynı etki yaratabilir. Böyle durumlarda bebek bazı öğünleri atlayabilir ve kısa süreli olabilen bu düzensizliklerin çocuk için bir zararı yoktur. Aksine bu dönemde bebeğin beslenmeye zorlanmaması, gerilimin azalmasının ardından eski rutine dönülmesini kolaylaştırır.
  Anne açısından, bebeğin yeterince beslendiğini inanması, kendisini iyi ve yeterli bir anne olarak duyumsamasını sağlar. Bebeğin karnı aç olduğunda iştahla yiyorsa, anne mutlu olur ve iyi bir anne olduğuna inanır; ancak bebek aç değilse ve verilen yemeği istemiyorsa, anne sadece bebeğini yememesi nedeniyle endişeye kapılmaz, kendisinin reddedildiği duygusuna da kapılır. Bebeğin yeterli gıda alıp almadığı konusundaki endişelerinin temelinde, bir başka insanın yaşamından kendini sorumlu hissetmek de yatar. Çocuğun gelişiminin sağlıklı olabilmesi ve aksamaması için beslenmesinin düzenli olması gerektiğine inanan ebeveynde, çocuk beslenmeyi reddettiği anda kaygılar da artacaktır. Yemeğin sürekli reddedilmesi annenin belli bir süre sonra kendini çaresiz hissetmesine hatta bebeğine öfke duymasına dahi yol açabilir. Beslenme konusu çoğu zaman anne ile bebek arasında irade savaşına dönebilmekte, yemek saatleri bebeğin yememe konusundaki kararlılığı ve annenin giderek artan öfkesi arasında bir gerginlik ve endişe kaynağı yaratmaya başlamaktadır. Annenin kişilik özelliklerine, sosyokültürel düzeyine, eğitim düzeyine ve çocuk yetiştirme tutumuna göre bebeğin beslenme sırasındaki tutumu da değişmektedir (Yavuzer, 2010a).
   Bazen anne öfkesini, yemeği bitirmesi konusunda bebeği zorlayarak açığa vurur. Böyle bir durumda ilk önce yemeğin bitirilmesinin gerçekten önemli olup olmadığını sorgulamak gerekir. Bebek ya da çocuk katı gıda yerine annesinin memesinde veya biberon da ısrar ediyorsa, belki de bazı duygulara kapıldığı için daha küçük olduğu dönemlerin simgesi olan beslenme tarzına geçici olarak dönmek istiyor olabilir. Bu dönemde bebeğin gelişme sürecinde kendi istediği hızla ilerlemesi konusunda duyarlı olmak gereklidir. Bazen geriye doğru gidiyor görünmesinden endişelenmeyip, yetişkin gibi davranmak istediğinde de bebeği yönlendirmek doğru olacaktır. Yemek yemeyi istemediği için annesinin endişelendiğini duyumsayan bebekte beslenmeyi daha ısrarcı bir şekilde reddedebilir. Bebek verilen gıdayı reddettiğinde, annenin bunu bir mücadele haline getirmeyip başka bir yemek önermesi veya aynı yemeği bir başka öyle yedirmeyi denemesi yararlı olacaktır. Okul öncesi dönem çocuklarında yiyecek tercihlerini etkileyen unsurlar arasında besinin rengi, ısısı, kokusu, tadı ve görünüşü gibi duyusal özellikler de etkilidir (Şenol, 2006). Bebek kendi gücünü sergilemeye çalıştığında annenin bu oyunu oynayıp kabul etmesi, fakat gerekli besinleri alabilmesi için de yaratıcılığını kullanması gerekecektir. Yeme problemlerinde annenin şu soruya cevap vermesi gerekir: “Acaba anne bebeğin inatçılığını kendi otoritesine karşı çıkış olarak görüp, bunu kırmak için mi yemek konusunda ısrar ediyor; yoksa bebeğin kendisine ‘Hayır’ diyerek kontrolü daha fazla elinden almak istemesinden mi hoşlanmıyor?” Bu durum anne babayı öylesine tedirgin edebilir ki, bebekten daha güçlü ve büyük olduklarını kanıtlama savaşına girmeyi reddetmek için kendilerini zorlamaları gerekir.
   Beslenme bozukluklarında öncelikle bebek ya da çocukla onun birincil bakımından sorumlu kişinin arasındaki ilişki ele alınmalıdır. Beslenme, uyku ve oyun düzeni, ebeveynin tutumları göz önüne alınarak aile içi etkileşim, ailenin sosyoekonomik durumu, aile içi stres faktörleri ve sosyal destek gibi içsel ve dışsal kaynaklar birlikte ele alınarak değerlendirilmelidir.

Klinik Psikolojide Bebek, Çocuk ve Ergen Vakalarda İlk Görüşmeler

Ed: Füsun Aygölü & Dr. Melis Seray Özden Yıldırım

ISBN: 978-605-320-159-5

YORUMLAR
    Henüz yorum yapılmamış.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edebilirsiniz