Çocuğa Ölüm Nasıl Anlatılmalıdır? 17 Aralık 2019

Sevilen bir kişinin, özellikle bir ebeveynin ölümü yetişkinler için ne kadar acı bir deneyimse, çocuklar için de o denli sarsıcıdır. Tıpkı yetişkinler gibi çocuklar da bir yakının ölümü sonrası üzüntü, hayal kırıklığı, öfke, huzursuzluk, suçluluk, umutsuzluk gibi duygular hisseder. Ancak yetişkinlerden farklı olarak ölümü anlama, sağ olan ebeveynin sağlığından emin olma, yaşantıdaki ve ailedeki değişimlere tepki verme/kabullenme ve gelecek konusunda bazı kaygılar yaşarlar.

Ebeveynlerin tutumları ve ölüme karşı tepkileri, çocukların bu kayıptan nasıl etkileneceklerini belirleyen en önemli etkenlerdendir. Çocuklarda ilk yas tepkileri sırasıyla; şok ve inanmama, korku ve itiraz, hissizlik ve kabullenme (her zamanki etkinliklerine devam etme) şeklindedir. Kaybı olan çocuklarda; korku, kaygı, kabus görme, parmak emme, alt ıslatma, dikkatte azalma ya da aşırı artma, öfke nöbetleri, saldırgan davranışlar, davranış değişiklikleri, takıntılar, aşırı hareketlilik, okula ilgi ve başarının azalması, sebebsiz mide bulantısı, baş ağrısı, beslenme ve uyku bozuklukları görülebilmektedir. Bu genel değişim ve huzursuzluk hâlinin bir aydan fazla sürmesi durumunda bir uzmandan yardım alınması gerekmektedir. 

Ciddi bir hastalığı olan ebeveynin durumu eğer kötüye gidiyorsa böyle bir durum yokmuş gibi davranılmamalı, çocuğa bu durumdan bahsedilmelidir. Örneğin, doktorların hastayı iyileştirmek için ellerinden geleni yaptıklarını ama iyileşip iyileşmeyeceğinden emin olamadıkları söylenebilir. Hastanede olan yakınını ziyaret etmesi çocuğu rahatlatacak, aynı zamanda ruhsal olarak da sürece hazırlayacaktır.

Daha önceki araştırmalar beş altı yaş öncesinde çocukların ölüm kavramını anlayabildiklerini ancak ölüm sonucu geri dönüşün olmadığını anlayamadıklarından bahsetmekteydi. Ancak son araştırmalar ise üç ya da en geç dört yaşındaki çocukların ölümü gerçek bir kavram olarak artık idrak edebildiklerini yani ölen kişinin geri gelmeyeceğini anlayabileceğini göstermektedir. Eğer çocuk kayıp ile ilgili hiçbir soru sormuyorsa, sorması için cesaretlendirilmesi gerekmektedir. Çocuğun bu kayıp karşısında kendi duygularını ifade edebilir olması, yası sağlıklı yaşayabilmesi adına önemlidir.

Yaşanılan kaybın çocuğa, anne babası ya da duygusal olarak yakın olduğu bir kişi tarafından bildirilmesi önemlidir. Gerçekler, çocuğa mümkün olan en kısa zamanda söylenmelidir. Çocuğun ebeveyninin çok travmatik ve ani bir şekilde kaybında ise durum, çocuğun kendisini zihinsel olarak hazırlayabilmesi adına aşamalı ancak gerçeğe yakın şekilde aktarılmalıdır. Örneğin, anne/babasının bir kaza geçirdiği, bir süredir hastanede olduğu, orada doktorların onu iyileştirmeye çalıştığı ancak kurtaramadıkları ve kişinin öldüğü şeklinde aktarılmalıdır. Çocuğa, ölümün artık geri dönüşü olmayan bir şey olduğunu anlatırken kaybedilen kişinin artık kalbinin atmadığı, nefes almadığı, acı duymadığı gibi somut ifadeler kullanılmalıdır.

Her ailenin yaşam tarzı ve inancı farklıdır. Çocuğa ölen kişinin tatile gittiği, yolculuğa çıktığı gibi açıklamalar yapılması çocuk için oldukça kafa karıştırıcıdır çünkü bunlar ölen kişinin tekrardan gelme ihtimalini gösteren ifadelerdir. Çocuğa ölümün nasıl anlatılacağı ise ailenin inanç sistemine bağlı olarak değişmektedir. Örneğin, “Ölüyoruz ama başka bir dünyada hayat devam ediyor. O dünya ile bu dünya arasında bir perde var. O dünyayı göremezsin, oradakileri göremezsin aynı şekilde oradakiler de bizleri göremez. Bir gün herkes orada buluşacak.” gibi açıklamalar yapmak ilkokul çağındaki bir çocuk için yeterlidir. Eğer çocuk “Ben de o dünyayı merak ediyorum, oraya gitmek istiyorum.” gibi sözler söylerse “Buna biz karar vermiyoruz.” denilebilir. Bu şekildeki açıklamalar, çocuğun ölüm ile ilgili kafasındaki soru işaretlerini ve ölüm anksiyetesini azaltacaktır.  Öte yandan, bu açıklama yerine yaşam ve ölüm dengesi de çocuğa anlatılabilir. Örneğin, hayvan ve bitkilerden yola çıkarak daha somut bir şekilde “Çiçekler doğar, büyür, ölür ve sonra yeni çiçekler açar. Biz de doğuyoruz, büyüyoruz ve ölüyoruz.” şeklinde hayat döngüsü anlatılabilir. Çocuğun sağ olan ebeveynleri ile ilgili kaygılarına yönelik ise “Biz çok sağlıklıyız ve ortada böyle bir durum yok.  O yüzden endişelenmene gerek yok.” şeklinde açıklama yapılması çocuğun kaygısını azaltacaktır.

Törenlerin, gerçek olmayanı gerçek hâle getirmemiz ve yasımızı yaşayabilmemiz adına önemli bir işlevi vardır. Cenaze töreni, ölen kişiye veda edilmesine ve bireyin kendi yasını yaşamasına imkân veren bir alandır. Çocuğa, cenazeye gelmek isteyip istemediği sorulmalı ve gelmek istemiyorsa zorlanmamalıdır. Toprağa gömülme sahnesi ise çok travmatik bir an olacağı için hiçbir yaştaki çocuğa yaşatılmamalıdır. Ölen kişi, ilkokul çağındaki bir çocuğun yakınıysa; dualara ve ritüellere katılımı sağlanmalıdır. Bu törenler; çocuğun tüm yakınlarının bir arada olduğu, diğerlerinden destek aldığı, kendi hüznünü yaşadığı ve ayrıca o hüznü ve acıyı sadece kendisinin yaşamadığını ve yalnız olmadığını hissetmesini sağlayan ortamlardır. Böylece çocuk da kendi üzüntüsünü ifade etme fırsatı bulacaktır. Sonrasında çocuk, mezarlığı ziyaret etmek istiyorsa öncelikle olaya hazırlanmalı, güvenilir ve destek alabileceği bir yetişkin tarafından götürülmeli ve duygularını ifade edebilmesine olanak sağlanmalıdır. Çocuklar, yaslarını somut bir şekilde ifade etme ihtiyacı duyar. Bu nedenle, ölen yakını için mektup ya da şiir yazabilir, resim yapabilir, çiçek götürebilir ve mezarlığa gidildiğinde bunları bırakması, kendi duygularını ifade edebilmesi ve sağlıklı bir yas süreci yaşayabilmesi adına teşvik edilmelidir.

Bir ebeveyn kaybında diğer ebeveyn ya da bakım veren kişinin günlük yaşamdaki sürekliliği önemlidir. Kaybın ardından gündelik yaşantısındaki değişimlerin neler olacağı konusunda çocuğa bilgi verilmesi gerekmektedir. Çocuğun, her zaman ona bakacak birini bilmeye ihtiyacı vardır. Bazı ebeveyn kayıplarında diğer ebeveyn kendini iyi hissetmediği için çocuklar çok fazla yük taşımaya ve sorumluluk almaya çalışır. Bu, çocuğun kendi yaş gelişiminde taşıyamayacağı bir yüktür. Bu nedenle, duygusal olarak yakın olduğu ve ona bakım verebilen başka kişiler tarafından desteklenmesi, ihtiyaçlarının giderilmesi ve normal düzenine dönmesi adına yardımcı olunması gerekmektedir.

Bu süreçte ebeveynlerin, ilkokul dönemindeki çocuklardan daha fazla beklentisi olabilir. Örneğin, ağlamamaları ve güçlü olmaları gerektiği söylenebilir. Ancak bu son derece yanlış bir tutumdur. Çocuğun, duygularını ifade edebilmesine olanak sağlamanızın yanı sıra kendi duygularınızı da çocuğun yanında göstermeniz, çocuğun kendi duygusunu ve yasını yaşamasına imkân sağlayacaktır. Acısına duyarlı olmak ve duygularını ifade etmesi konusunda teşvik etmek onu rahatlatacaktır. Ölen kişiyi hatırlatacak fotoğraf, eşya vb. şeyleri ortada bırakmanız, fotoğraf albümlerine birlikte bakmanız, oyun ve resim yoluyla duygularını ifade edebilmesini sağlamanız, duyguları hakkında konuşmanız ve fiziksel temasta bulunmanız kayıpla duygusal olarak başa çıkmasını kolaylaştıracaktır.


Uzm. Kl. Psk. Ece Eryılmaz

Davranış Bilimleri Enstitüsü, Çocuk ve Genç Bölümü/İstanbul


Kaynak: https://haberturk.com/yazarlar/damla-celiktaban-2250/1481844-olum-cocuga-nasil-anlatilmali

YORUMLAR
    Henüz yorum yapılmamış.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edebilirsiniz