ÇOCUĞA TUTUM KAZANDIRMAK 24 Haziran 2021

Bu yazımızda çocuklara tutum kazandırabilmek konsusunda ebeveynlere verilen tavsiyeleri inceledik. Yazımız "Çocuğum Değişti Peki Ya Ben – Alfa ve Z Kuşağı Anne Babalarına" isimli kitabımızdan derlenmiştir.

Tutumlarımız, bize yaşamımızda yön veren davranış kalıplarımızdır. Söz gelimi diş fırçalamayı adet haline getirmek istiyorsak erken yaşta bu davranışı göstermemiz beklenir. Doğrudur fakat eksiktir. Tutum, yalnızca davranıştan ibaret değildir. Tutumda duygu da vardır, düşünce de. Bu konuyu biraz açmak gerekirse diyelim ki bir aile etkinliği düzenlemek istediniz ve hep birlikte piknik organizasyonu yaptınız. Çok güzel bir doğa içerisinde, evinizden getirdiğiniz en nezih ve lezzetli yiyecekleri yemek için güzel bir alan buldunuz. Ancak o da ne? Yerde bir çöp parçası… tüm o güzel doğayı katledercesine…

Burada verdiğimiz ilk tepki, bunun ne kadar yanlış bir iş olduğudur yani yere çöp atılmıştır. Hem de bu kadar güzel bir doğa içinde. Bunu yapan nasıl bir insandır diye düşünmeye başlarsınız.

Aslında düşünceler de tutumların bir yansımasıdır. O halde bir tutum kazandırmak istiyorsak bir çocuğa önce düşünmesini sağlamalıyız. Neyi? Ben neden bu tutumu kazanmalıyım? Bu tutum benim ne işime yarayacak? Neden dişlerimi fırçalamalıyım? Neden ödevimi yapmalıyım? Neden yatağımı toplamalıyım?

İyi bir tutum, 3 temel boyutu içermelidir. Yani çocuğunuza bir tutum kazandırmak için sadece sözlü mesajlar vermeniz yeterli olmayacaktır. Yine söz gelimi çocuğunuza yere çöp atmamayı veya hayvanlara karşı duyarlı olmayı öğreteceksiniz.

Bu 3 temel boyuttan biri bilişsel yani düşünceleri içeren boyuttur. Çocuğunuza yere çöp atmanın yanlış bir durum olduğunu, bunun sebep ve sonuçlarının neler olacağını düşünmeleri konusunda destek olun. Aynı şekilde sizler de düşüncelerinizle model olun. Bir pikniğe gittiğinizde yerde bir çöp görürseniz hemen sesli düşünmeye başlayın. Çevreye zarar vermenin doğaya verebileceği tahribatı düşünün ve bunu çocuğunuzun duymasını sağlayın. Onun ne düşündüğünü sorun.

İkinci önemli boyut, duygulardır. Bir tutum kazandım demek için o tutumla ilişkili olan duygusal tepkileri gösterebilmeniz gerekir. Kişisel temizlik tutumu kazandırmaya çalıştığınız bir çocuğa, örneğin dişini fırçalamadığında nasıl hissedeceği sorulmalıdır. Ebeveyn ise yine model olarak, kendisi dişlerini fırçalamadığında nasıl hissettiğini sözlü olarak ifade etmelidir. Bu ifadeler çocuk tarafından algılanır ve çocuk, kişisel temizliğini yerine getirmediğinde kötü hissedilmesi gerektiğini öğrenir. Tabii burada kötü hissedilmesinden kastım, travmatik duygular değildir. Yani, basit olarak terlediğinizde duş almanız gerektiğini, eğer bunu yapmazsanız toplum içinde rahatsızlık yaratabileceğinizi ve kendinizi kötü hissedeceğinizi söylediğinizde bu örnek bir tutum olacaktır.

Son olarak üçüncü boyut, davranışladır. Belki de en zor boyut budur. Çünkü insanın öğretmeye çalıştığı şeyi her zaman kendisinin gösteremediği bir gerçektir. İdealinizde çok harika bir çevreci olabilirsiniz. Belki de bu yönde tutumlarınız nedeniyle gelecek nesillere örnek olmak için çabalamaktasınız ama dikkat edin çabalamaktan bahsediyorum çünkü çabalarınız zaman zaman idealinizdekini gerçekleştirmek yeterli olamayabilir. Burada bir handikap var, siz ne kadar iyi bir ebeveynsiniz ve buna karşılık davranışlarınız bunu ne kadar yansıtıyor? Burası belki de bir tutum kazandırmak için en önemli noktalardan biri.

Toparlamak gerekirse bir çocuğu bir tutumu kazanması yaşı itibariyle zaman zaman çok zor ya da kolay olabilir ancak ne olursa olsun unutulmaması gereken bir ebeveynin bir tutum kazandırırken üç temel boyutu da yani duyguları, düşünceleri ve davranışları dikkate alarak çocuğa yaklaşması gerekir. Bu açıdan yaklaşıldığında tutum kazandırmak biraz profesyonel bir süreçtir diyebiliriz.

Önemli bir konu olan sorumluluğunu bilme tutumu, oldukça geniş bir kavramı karşılamaktadır. Sorumluluğunu bilen genç evde, okulda veya sosyal yaşamda toplumsal kurallara uygun davranışlar gösteren kişi olarak kabul edilir. Bu üç ortamda aykırı davranışlar gösteriyorsa ilk akla gelen “Hangi tutumlara maruz kalıyor?” sorusudur. Yani acaba evde ebeveynler sorumluluklarını gerçek anlamda ne kadar yerine getiriyorlar? Sadece çocuklarına olan sorumluluklarını düşünmeyin lütfen.

Söz gelimi yemek masasında işle ilgili bir konu konuşuluyor. Baba, bir şekilde işleri yürütmeyi başardığını, zaman zaman sorumsuz davranışlarının başkalarını etkilediğini fakat kendisinin bunu pek de önemsemediğini söylüyor. Genç birey de bu konuşmaları dinliyor ve şu mesajı alıyor: Demek ki zaman zaman sorumsuz olunabilir! Hatta bunun ahlaki dayanağı da olmayabilir. Burada vurgulamaya çalıştığım şu, ebeveynler çocuklarından veya genç bireylerden bir şeyler talep ediyor olabilirler fakat aslında kendileri tam tersi tutumları gösteriyorlardır. Yani davranış boyutunda doğru tutumların sergilenmesi isteniyorsa önce anne baba evde, işte veya sosyal ortamlarda dağınık olmayacak.

Dolayısıyla çocuğunuzun sorumlu bir birey olmasını mı istiyorsunuz? İlkokul çağlarından itibaren, ona sorumluluk alanlarında nasıl davranılması, düşünülmesi ve hissedilmesi gerektiğini doğru bir şekilde model olarak göstermelisiniz ve böyle davranmanın da değerli olduğunu, yine kendi çevrelerinden örneklerle pekiştirmeniz gerekiyor. Z kuşağının geleneksel yöntemlerle eğitilebilmesinin oldukça zor olduğunun bilinmesi gerekiyor. Bu nedenle anne babanın öncelikle kendilerinin tutumlarını gözden geçirmeleri oldukça önemlidir. Çocuğunuzda olumsuz bir tutum mu var? Önce eşinizle bu konuyu konuşmanız  ve olası tutumlarınızı gözden geçirmeniz faydalı olacaktır.

Çocuğum Değişti Peki Ya Ben – Alfa ve Z Kuşağı Anne Babalarına (1. Baskı / Şubat 2020) – Nobel Akademik Yayıncılık

Ed: Dr.Öğr.Üyesi Serkan Volkan Sarı

ISBN: 978-625-402-054-4

YORUMLAR
    Henüz yorum yapılmamış.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edebilirsiniz