Çocuklarda Sosyal Kaygı - 1 16 Aralık 2019

Eğer çocuğunuz sosyal kaygıları ile ilgili duygularla başa çıkmakta zorlanıyorsa bu kaygıları azaltabilecek pek çok adım atılabilir.

Sosyal kaygı kavramı, kişinin başkaları tarafından değerlendirilmekten korktuğu için günlük sosyal aktivitelerden kaçınması veya sonucunda utanç duyacağını düşündüğü davranışları sergilemekten korkması şeklinde tanımlanır. Sosyal kaygılı çocuk ya da yetişkin, aile üyeleri veya yakın arkadaşları ile iletişim kurmakta herhangi bir sorun yaşamaz ama yeni insanlarla tanıştığında, topluluk önünde konuşmak durumunda kaldığında veya alışkın olmadığı ortamlarda sosyal kaygı belirtileri artabilir. Ayrıca sosyal kaygı, sıradan bir utangaçlıktan farklıdır. Utangaç olan kişiler yeni insanların yanında endişeli veya heyecanlı hissedebilirler ancak sosyal kaygı yaşayan insanlarda olduğu gibi yeni durumlardan kaçınma eğilimi göstermezler.

Savaş veya Kaç

Savaş-kaç, beyin tarafından belirli vücut tepkileri aracılığıyla bizi tehdit durumlarına karşı harekete geçiren ve bizi koruyan bir tepkidir. Hızlı kalp atışı ve nefes alımı, göz bebeklerinin büyümesi, terleme ve hatta tüylerin diken diken olması, savaş-kaç tepkisinin bir parçası olup tehlikede olduğumuz için hazırlanmamız konusunda bizi uyarır.

Tıpkı yırtıcı hayvanlar karşısında vücut kimyası değişen mağara adamı atalarımızda olduğu gibi, vücudumuz bizi korku duygusu ile tehlikeye karşı uyarıyor olmasaydı bu kadar uzun yıllar hayatta kalamazdık. Trafikte arabaların üzerine doğru yürüyor, asansör boşluğuna düşüyor veya bozulmuş yiyecekler yiyor olabilirdik.

Sonuçta, korku duygusunun, bizi oldukça tehlikeli olan şeyleri yapmaktan koruyarak işlevsel bir rol üstlendiğini söyleyebiliriz.

Peki, Gerçek Bir Tehlike Yoksa?

Sosyal kaygısı veya herhangi bir kaygı bozukluğu olan biri sıklıkla gerçek bir tehlike olmadığı durumlarda kendisini kaygılı hissedecektir. Bu durumda, savaş veya kaç tepkisi çok sık, çok şiddetli ve gerçekten ihtiyaç olmayan durumlarda harekete geçer. Vücudun tepkileri (artmış kalp hızı, terleme, hızlı nefes alıp verme) o kadar şiddetli olabilir ki kişi o ortamı gerçekten bir tehlike altındaymışçasına görebilir ve zihninden kaygı ve korku ile ilişkili bütün duyguları geçirebilir.

Sosyal kaygısı olan çoğu kişinin, sosyal ortamlardaki performanslarına ilişkin korkuları vardır. “Hayali bir seyirci” varmış ve herkes onların performansıyla ilgileniyormuş gibi hissetme eğilimi sergilerler. Ortalamanın üzerinde bir endişe duyma eğilimi gösterirler ve çok yoğun bir şekilde başkaları tarafından eleştirilme korkusu duyarlar.

Sosyal Kaygı Yaşamınızı Nasıl Etkiler?

Sosyal kaygınız varsa, diğer insanların sizin hakkınızda neler düşünebileceğine ilişkin duyduğunuz endişelerin ne kadar can sıkıcı olduğunu biliyorsunuzdur. Bu durum birçok güzel etkinliğe katılmaktan sizi alıkoyabilir. Bir kulüp veya grupta yer aldığınızda meydana gelebilecek utanç verici şeyler üzerine dikkatlerinizi o kadar yoğunlaştırabilirsiniz ki sonunda tüm sosyal etkinliklere katılmaktan kaçınmak isteyebilirsiniz.

Okulda geçirdiği zaman, pek çok çocuk için çok geniş çapta sosyalleşebileceği bir zaman dilimidir. Çocuklar günün çoğu saatini okulda arkadaşları ve öğretmenleriyle etkileşim içerisinde geçirir. Ancak sosyal kaygı yaşayan çocuklar sosyal kaygının çirkin yüzüyle okul hayatlarında da karşılaşırlar ve sosyal kaygı, çocukları okulda etkinliklere katılmaktan alıkoyar.

Çocuklar sıklıkla öğretmenlerinin sorduğu soruların cevaplarını bilseler de sınıfta parmak kaldırmaktan kaçınırlar. Bu durum, çocukların akademik anlamda da faydalanabileceği olanaklardan yoksun kalmalarına yol açar ve öğretmenlerinden olumlu bir geri bildirim almalarına engel olur.


  • Bu yazı, Nobel Çocuk Yayınevi tarafından yayımlanan Dünyanın En Yüksek Köprüsü isimli çocuk kitabından derlenmiştir. 

YORUMLAR
    Henüz yorum yapılmamış.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edebilirsiniz