EBEVEYN HASTALIĞI VE ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ 23 Haziran 2021

Bu yazımızda ebeveyn hastalığının çocuklar ve ergenler üzerindeki etksini ve bu kriz durumlarında nasıl desteklenebileceklerini inceledik. Yazımız "Çocuk Ruh Sağlığı" isimli kitabımızdan derlenmiştir.

O zamana dek sağlıklı bir hayat sürmüş anne babanın sürekli bakım ve tedavi gerektiren ya da yaşamsal fonksiyonları üzerinde bozucu etkide bulunan ciddi bir rahatsızlığa yakalanması ya da kaza, hastalık vb. nedenlerle herhangi bir engel durumuna sahip olması karşısında çocukların dünyası tamamen değişecektir. Bu gibi durumlarda çocukları desteklemenin birinci koşulu açık sözlü ve dürüst bir yaklaşım takınarak onlara hastalıkla ilgili iyi bir bilgilendirme yapmaktır. Çocukları üzmemek amacıyla hastalığın onlardan gizlenmesi ya da onlara yanlış ve eksik bilgi verilmesi gibi geçici çözümlerden kaçınılmalıdır.

Hastalığı Çocuklara Açıklamak

Çocuklar hem kendi bedenlerinde hem de ailelerinde olup bitenleri bilme hakkına ve ihtiyacına sahiptirler. Tam olarak ne olduğunu bilmeseler de yolunda gitmeyen durumların her zaman farkında olan çocuklar gerekli bilgi onlara sağlanmadığında kendi olumsuz senaryolarını yazabilirler. Çocukların yaşlarının ötesinde olan bazı ayrıntılar aktarılamayabilir ancak var olan durumla ilgili hiçbir bilgi vermemek ya da yanlış bilgi vermek onların güven duygularını sarsacaktır. Ayrıca ciddi bir hastalık gibi önemli bir değişiklikle baş etme sürecine katıldıklarında çocuklar kendilerini ailenin değerli bir üyesi olarak görecekler ve yeterli şekilde desteklenirlerse bu süreçten duygusal açıdan olgunlaşarak büyüme fırsatı ile çıkacaklardır. Tüm bu nedenlerle çocuklara kendilerinin/ anne babanın/ kardeşlerinin vb. bir hastalığa sahip olduğu söylenmeli, hastalığın adı verilmeli, hastalığın seyri ve bundan sonra gerçekleşmesi muhtemel olaylarla ilgili bilgi verilmeli, daha sonraki süreçte de gelişmeler konusunda düzenli açıklamalar yapılmalıdır. Ancak tabi bu açıklamalar yapılırken çocuğun yaşı ve gelişimsel düzeyi göz önünde bulundurulmalıdır.

Okul öncesi dönemde çocuklara hastalığın bedenin hangi bölgesinde ve nasıl etki ettiği anlatılırken bebekler, kuklalar ya da resimler kullanılabilir. Bu dönemde oldukça kısa, basit ve spesifik açıklamalar yapılmalı, çocuğun kavrayışının ötesinde ayrıntılara girilmemelidir. Hem okul öncesi dönemde hem de okul çağı çocukları ile konuşurken çocukların iki temel noktayı (hastalığın onların yaptığı/ yapmadığı herhangi bir şey yüzünden ortaya çıkmadığı ve bu hastalığın -eğer gerçekten böyleyse- bulaşıcı olmadığının mesajlarını) anladığından emin olunmalıdır. Ergenlere yapılacak açıklamalar hastalıkla ilişkili pek çok ayrıntılı bilgiyi içerecek şekilde kapsamlı olabilir. Hem okul çağı çocuklarının hem de ergenlerin zihninde hastalık ve hayatlarındaki olası değişikliklerle ilgili pek çok soru olacaktır. Çocukların merak ettikleri her konuyu yetişkinlere sorabileceklerinden emin oldukları açık bir iletişim ortamı yaratmanın önemi burada da ortaya çıkmaktadır. Çocukların doktor ve hemşirelerle görüştürülmesi ve onlardan bilgi alması da yararlı olacaktır. Günümüzde pek çok okul dönemi çocuğu ve ergen bir bilgi alma aracı olarak interneti, kendilerini ifade etme aracı olarak da sosyal medyayı kullanmaktadır. Çocukların internetteki bilgi kirliliği içinde yanlış hikayelere takılıp kalmaları olasıdır. Bu nedenle akıllarındaki sorulara cevap bulmak için interneti nasıl doğru biçimde kullanabilecekleri onlara gösterilebilir, doğru bilgilere ulaşabilecekleri web siteleri birlikte incelenebilir.

Çocukların ve Ergenlerin Bu Durumlarda Desteklenmesi

  • Ebeveynler hasta olan diğer ebeveynin görevlerini kimin nasıl yerine getireceği ve çocuklarla kimin ilgileneceğine dair her aile üyesinin yararını gözeten gerçekçi planlar yapmalı ve bu planları net bir şekilde çocuklarla paylaşmalıdırlar.
  • Hastalık sonrası yeni bir yaşam düzenin kurulması konusunda önerilerde bulunurken, bebekler ve okul öncesi dönemdeki çocuklar için güven ihtiyacının rutinler ve tahmin edilebilirlik ile ne kadar ilişkili olduğunu bir kez daha hatırlatalım. Bu nedenle ebeveynler hastanedeyken çocuklara her gün başka bir yakınının bakmasından ziyade mümkün olduğunca az sayıda sabit yetişkinin çocuğun bakımından sorumlu olması yerinde olacaktır.
  • Bu dönemde çocukların fazladan şefkat, duygusal yakınlık, fiziksel temas ihtiyacına sahip olacağı da unutulmamalıdır.
  • Okul dönemindeki çocuklar için de olağan aktivite ve rutinlerin mümkün olduğunca aynı şekilde devam ettirilmesine ve çocukların yaşıtları ile sosyalleşmesine özen gösterilmelidir. Ergenlerin de yaşıtları ile etkileşime girmesi, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda spor ve sanat aktivitelerine yönlendirilmesi onlara yardımcı olacaktır.
  • Ayrıca ergenlere olgun davranışları karşısında fazladan ayrıcalıklar sunmak onlara davranışlarının fark edildiği ve değer gördükleri mesajını iletecektir.
  • Okul öncesi çocuklara evle ve hasta aile üyesinin bakımıyla ilgili kendilerini başarılı hissedebilecekleri ufak görevler verilebilir. Ancak yine de kapasitelerinin kısıtlı olduğu ve bu görevlerin sadece sembolik anlamlar taşıdığı unutulmamalıdır.
  • Okul dönemi çocuklarından ve ergenlerden en önemli beklenti, okul performanslarını asla aksatmamaları ve eski başarı düzeylerini sergilemeleri olacaktır. Bunun yanı sıra üstesinden gelebilecekleri bazı ev işlerini düzenli olarak üstlenmeleri, hasta aile üyesinin bakımında kendi ölçülerinde yardımda bulunmaları istenebilir.
  • Büyük yaştaki çocuklardan bazı durumlarda küçük kardeşleri ile oynama, onların bakımına ve derslerine yardım etme gibi sorumluluklar istenebilir. Buna karşın hangi yaşta olursa olsun çocuklardan ebeveyn, birincil bakıcı ya da eğitimci rollerini üstlenmeleri beklenmemeli ve onlara sorumluluk verme ile çocuk kalma arasındaki hassas denge gözetilmelidir. Tamamen yetişkinlere ait olan sorumlulukların çocuklara yüklenmesi onların kendi gelişimsel, görevlerine daha az zaman ayırmalarına, gereğinden önce olgunlaşmalarına, özellikle de ergenlik döneminde ihtiyaç duydukları ölçüde bağımsızlaşamamalarına yol açabilir.
  • Çocukların okulundaki öğretmen ve rehberlik uzmanı da hastalık konusunda bilgilendirilmeli ve gerekli durumlarda onlardan destek istenmelidir. Bu destek çocukların içinde bulundukları özel durum nedeniyle akademik başarısızlıklarının ya da davranış sorunlarının görmezden gelinmesi biçiminde değil, ihtiyaç duydukları sosyal desteği okul sisteminden almaları şeklinde olmalıdır.
  • Halihazırda duygusal iniş çıkışların yoğun yaşandığı bir dönemde oldukları için ergenlerin iç dünyalarında olup bitenleri paylaşabilecekleri çekirdek aile dışından birinin (yakın bir arkadaş, bir aile üyesi, öğretmen ya da rehberlik uzmanı) bulunduğundan emin olunmalıdır.

 

Çocuk Ruh Sağlığı (1. Basım / Mart 2020) – Nobel Akademik Yayıncılık

Ed: Doç.Dr. Gökçe Kurt

ISBN: 978-625-402-004-9

YORUMLAR
    Henüz yorum yapılmamış.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edebilirsiniz