ERGENLİK DÖNEMİNDE AKRAN SORUNLARI 12 Temmuz 2021

Bu yazımızda ergenlik döneminde görülen akran problemlerini inceledik. Yazımız "Ergenlerde Gelişimsel ve Travmatik Sorunla" isimli kitabımızdan derlenmiştir.

Psiko-sosyo kültürel bir varlık olan insan, içinde bulunduğu toplum ile yoğun bir etkileşim içindedir. Bütün yaşam dönemlerinde devam eden bu etkileşimin önemli unsurlarından biri de arkadaşlık kurma ve sosyal bir çevrede var olmadır. Bireyler tüm yaşamları boyunca bir araya gelmekte, akranlarını etkilemekte ve onlardan etkilenmektedir (Sarı ve Tekbıyık, 2012). Sosyal gelişim açısından da kritik bir dönem olan ergenliğin, arkadaşlık ağının genişlemesi ve romantik ilişkilerin ortaya çıkmasıyla sosyal gelişime katkı sağladığı ifade edilmektedir (Kalkan, 2008). Birey, ergenlik dönemine yaklaştıkça akranlarıyla olan ilişkisi de giderek artmakta ve akranlar tarafından kabul görmek, ergen için büyük bir güç olmaya başlamaktadır. Ergenin özerkleşmesinde, akran gruplarının çok büyük katkıları olmaktadır. Çünkü akran grupları aidiyet duygusu sağlayarak ergenin öz güveni ve benlik saygısının gelişimi üzerinde önemli etkiler bırakmaktadır. Ancak akranların ergenler üzerindeki etkisi her zaman olumlu değildir. Sosyal beceri eksikliği ve saldırgan davranışlar, normal akranlar tarafından reddedilmeye sebep olmaktadır. Bu da sağlıksız ve saldırgan ebeveyn tutumlar ile birleştiğinde ergenler, antisosyal kişiliği olan benzer akran gruplarıyla bir araya gelirler (Kaner, 2000; Sarı ve Tekbıyık, 2012). Ergenlerin romantik ilişkilerinde yaşadıkları sorunlar ise tehdit etme, tokat atma, dövme, cinsel ilişkiye zorlama şeklinde ilerleyebilmektedir (Malik, Sorenson ve Aneshensel, 1997; Smith ve Williams 1992).

Karşı Cins ve Romantik İlişkilerle İlgili Sorunlar

Ergenlik döneminde bireyin ruh sağlığına katkıda bulunan flört ilişkileri kimi zaman stres ve kaygı verici olmaktadır. Bu durum ergenin flört ilişkilerinden kaçınmasına ve işlevsel olmayan sosyal davranışlarda bulunmasına neden olmaktadır. Flört kaygısı karşı cinsten herhangi biri veya ergenin kendi partneri ile etkileşim içindeyken yaşanılan gerginlik, utangaçlık ve stres durumudur. Ergen bu durumda bir flört ilişkisini başlatmak veya devam ettirmek konusunda endişeye kapılır (Kalkan, 2008).  

Flört kaygısı yaşayan birey, flört sırasında sözel ve sözel olmayan iletişimde gerginlik duyar, göz kontağı kurmaktan kaçınır, konuşurken kekeler veya düşük ses tonu ile konuşur ve uygun sözcükleri bulamaz. İzlenildiğini fark ettiği durumlarda gerginleşir ve uygun davranışlar sergileyemez. Bu bireyler dış görünüşlerine çok fazla zaman ayırdıkları halde güzel/yakışıklı olmadıklarını düşünürler (Kalkan ve Özbek, 2011).

Çocukların büyük çoğunluğu için arkadaşlıklar ilk olarak kendi hemcinsleriyle başlar. Ergenlik suresince akran ilişkileri daha samimi bir hal alır ve boş zaman etkinliklerinin büyük çoğunluğu, akran grubu ile etkileşim içindeyken harcanır. Ergenlik dönemine doğru gençlerin büyük çoğunluğu için her iki cinsten ve samimi akran grupları ile ikili romantik ilişkiler içeren beraberlikler gittikçe önem kazanmaya başlar (Zimmer-Gembeck, 2002).

Ergenlik, arkadaşlık bağlarının genişlediği, yakın arkadaşlıkların arttığı, romantik ilişkilerin ortaya çıktığı kritik bir dönemdir. Ergenlik döneminde önemli bir sosyal destek kaynağı olarak ailenin yerini yakın arkadaşlıklar almaya başlar ve bu durum ergenin benlik kavramına ve sağlıklı olmasına katkıda bulunur. Bu dönemde ergenlerin çoğu ailelerine oranla, flört ilişkisinde bulundukları kişilerle çok daha fazla zaman geçirdiklerini belirtmiştir (La Greca ve Harrison, 2005).

Yakın dostluklar ve romantik ilişkilerin oluşumu ergenler için önemli bir sosyal gelişim görevidir. Elbette ki romantik ilişkilerin faydalı ve zararlı yönleri bulunmaktadır. Bunu belirleyen faktör ise hiç kuşkusuz ilişkinin niteliğidir (Furman, 2002; Kuttler ve Greca, 2004). Ergenin çok erken yaşta, çok sayıda partnerle ilişki yaşamasının uyum problemleri ile ilişkili olduğu ifade edilmektedir (Zimmer-Gembeck, Siebenbruner ve Collins, 2001). Her ne kadar araştırmacılar bu durumun etkisini tam olarak bilmeseler de romantik tecrübelerin, zorlukları da beraberinde getirdiği söylenebilir. Ayrıca şu da muhtemeldir ki uyum sorunu olan ergenler, uyum sorunu olmayan akranlarına oranla, romantik ilişkilere, olgunlaşmadan ve aşırıya kaçacak şekilde girebilirler. Ayrıca romantik ilişkilerin uzunluğunun ve kalitesinin uyum sağlamayla nasıl bağlantılı olduğuna ilişkin fazla bilgi olmadığı söylenebilir (Furman, 2002).

Ergenlerin yaşamlarının merkezinde yer alan romantik yaşantı tecrübeleri ve beklentileri, kendi anne babası ve akranları, kısaca yakın çevresiyle olan ilişkileri ile yakından ilişkilidir (Furman, 2002). Dolayısıyla romantik ilişkilerdeki duygusal incinmelerin de, genellikle akılcı olmayan ilişki inançlarından kaynaklandığı söylenebilir (Küçükarslan ve Gizir, 2013). Ailesinin veya çevresinin etkisinde kalan birey, kendi yaşadığı sosyal yaşantısıyla bağlantılı olarak istismar edilmeye veya istismar etmeye yönelik davranışlar sergileyebilir.

Araştırmalar flört ilişkilerinde şiddet ve istismara uğrayan bireylerin düşük benlik saygısı, depresyon, umutsuzluk, madde kötüye kullanımı, silah bulundurma, intiharı düşünme ve girişiminde bulunma gibi sorunlu ve tehlikeli davranışlara eğilimli olduğunu göstermektedir (Howard, Beck, Kerr ve Shattuck, 2005; Howard, Wang ve Yan, 2007). Ergenlerin romantik ilişkilerinde yaşadıkları sorunlar: tehdit etme, tokat atma, dövme, cinsel ilişkiye zorlama şeklinde ilerleyebilmektedir (Malik, Sorenson ve Aneshensel, 1997; Smith ve Williams 1992). Ergenler arasında yaygın olan bu sorunların çözümlenmesine yönelik önlemler alınmadığı takdirde bireyi ve toplumu tehdit eder bir hal alacaktır (Kalkan, 2008).  

Akran Baskısı ile İlgili Sorunlar

Ergenlik, yaşam döngüsü içerisinde kendine has özellikleri ve karşılaşılan sorunlar acısından kritik bir dönemdir. Bu dönemde ergenin akran ve arkadaşlık ilişkileri, akranları tarafından beğenilmesi ve desteklenmesi ergen için önem taşımaktadır (Derlan ve Umana- Taylor, 2015; Kıran-Esen, 2003).

Akran baskısı, bireyin kendisinin ne düşündüğünün bir önemi olmaksızın bir şeyi yapması veya o şeyden kaçınması olarak tanımlanmaktadır (Clasen ve Brown, 1985). Ergenlik dönemi suresince, sorunlu davranışlar göstermede ergenlerin bazıları artan bir şekilde akranlarının baskısı altında kalırken, diğer bir kısmı da akranlarının etkisinden kaynaklanan baskıya direnirler (Sumter, Bokhorst, Steinberg ve Westenberg, 2009).

Ergenlik döneminde akran grupları, en az bireyin ailesi kadar önemlidir. Bu donemde ergenin ailesi ile olan ilişkileri azaldığı için kendini yalnız hisseder ve bir akran grubuna dahil olmak, onlar tarafından onaylanmak ister (Adams, 1995). Bu yüzden akranlarca kabul edilme, beğenilme ve onlara ayak uydurma çok önemlidir. Ancak bu durum ergenin akran grubunun kontrolü altına girmesine istenmeyen davranışlar sergilemesine neden olabilir (Aydın, 1999). Akran baskısı aynı zamanda gruba üye olmanın da bir bedelidir; çünkü grup içindeki bireyler; konuşma tarzından kılık kıyafete, müzik dinlemeden boş zaman etkinliklerine kadar birçok şeyde grubun isteğine göre hareket ederler (Kulaksızoğlu, 2014).

Ergenler, kendi akran gruplarını etkilemek için çoğunlukla dolaylı yollara başvururlar. Dedikodu yapma, alay etme, taciz gibi davranışlar grup normlarının ifadesi için en etkili yollardır. Örneğin, birileri hakkında dedikodu yapma, kabul edilmeyen akran davranışlarını bir çatışma ortamı olmaksızın açıkça ifade etmenin bir yoludur. Bunun gibi dolaylı yöntemler, büyük olumsuzluklara sebebiyet vermeden öğrenmenin gerçekleşmesine imkân tanır. Belki de birinden etkilendiğinin (tam anlamıyla) farkında olmadan, etkinin oluşmasına olanak verir (Ryan, 2000).

Çalışmalar, akran baskısına boyun eğme eğiliminin ilkokul cağında, düzenli bir şekilde; ergenlik döneminde ise belirgin bir şekilde arttığını göstermektedir (Solberg, Olweus ve Endresen, 2007; Solberg ve Olweus, 2003). Araştırmacıların çoğu ergenlik döneminde bireylerin bir gruba ait olma ihtiyacının çok güçlü olduğunu vurgulamakta; ancak bu durumun bazı riskli davranışları da beraberinde getirdiğini ifade etmektedirler (Yavuzer, Karataş, Civildağ ve Gundoğdu, 2014). Bununla beraber, çocukları ve gençleri etkileyen akran baskısı, genellikle olumsuz ancak bazen de olumlu olarak ortaya çıkmaktadır (Aydın, 1999; Kaner, 2000; Yavuzer vd, 2014).

Kaplan’a göre akran grupları rastgele bir aya gelen topluluklar değildir. Onları bir arada tutan; etnik yapı, hobiler, yaş, ait olunan sosyal sınıf gibi ortak özellikler vardır. Ayrıca benzer bir yaşantıya (ortak değer ve geçmişe) sahip olan ergenler de aynı arkadaş grupları içinde yerlerini alırlar. Aynı zamanda bu akran grupları içinde ideolojik değerler ve idealler paylaşılır ve bu da ergenin ahlaki gelişimine katkı sağlar. Bu acıdan bakıldığında akran grupları, kuşak çatışmasının azalmasında, bireylerin farklı değerlere uyum sağlayabilmesinde ve bireysel farklılıkları kabul edebilmeyi öğrenmesinde önemli bir paya sahiptir (Akt: Kıran-Esen, 2003).

Ergenlerde Gelişimsel ve Travmatik Sorunlar (1. Baskı / Kasım 2020) – Nobel Bilimsel Eserler

Ed: M. Siyabend Kaya & Taşkın Yıldırım

ISBN: 978-625-7258-98-2

YORUMLAR
    Henüz yorum yapılmamış.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edebilirsiniz