Erken Çocukluk Döneminde Farklılık Kavramının Gelişimi Ailelere Öneriler 01 Ekim 2021

Prof. Dr. Ebru Aktan Acar'ın kaleme aldığı  Farklılıklarımızla Birlikte Yaşamak serisinin son yazısı Farklılık Kavramının Gelişimi Ailelere Öneriler sizlerle.

Serinin diğer yazıılarını okumak için;

https://blog.nobelcocuk.com/erken-cocukluk-doneminde-farklilik-kavraminin-gelisimi.html

https://blog.nobelcocuk.com/erken-cocukluk-doneminde-farklilik-kavraminin-gelisimi-ogretmenlere-oneriler.html

Farklılıklarımızla Birlikte Yaşamak…

Erken Çocukluk Döneminde Farklılık Kavramının Gelişimi

Ailelere Öneriler

 Sistemli eğitimin ilk basamağı olan okul öncesi eğitim dönemini de içine alan erken çocukluk yılları, tüm gelişim (fiziksel, sosyal, duygusal, bilişsel, psiko-motor, dil, yaratıcılık vb.) alanlarının en hızlı geliştiği ve her alanın eşit oranda desteklenmesinin gerektiği sihirli yıllardır. Bu erken yıllarda çocuklar, fiziksel görünüm ve kimlik kavramları ile ilgili bilgileri de öğrenmeye başlarlar. Yeni doğmuş bebekler bile, kendi seslerinden ve onlara bakan kişinin tutum ve davranışlarından etkilenirler; deneyimlerini bu etkilere göre temellendirirler. Carnegie Corporation tarafından 1994 yılında yayınlanan bir araştırmada, yaşamın ilk iki yılının özellikle ilk önyargıların oluşması açısından büyük önem taşıdığı belirtilmiştir (Hall, 1999).

 

Bu konuyla ilgili olarak en yalın haliyle çocuklar;

  • Bir yaşında, farklılıkları fark etmeye başlarlar.
  • İki yaşında, farklılıklar hakkında konuşmaya ve farklılıklarla ilgili sorular sormaya başlarlar.
  • Üç yaşına geldiklerinde, ön-önyargılar oluşturmaya ve diğer insanların bazı özelliklerinden rahatsızlık duyuyorlarsa bunu belli etmeye başlarlar.
  • Dört yaşında, insanların farklılıkları hakkında daha detaylı düşünmeye çaba gösterirler ve kendi düşüncelerinden yola çıkarak bu farklılıklara yönelik kavramsal bilgi oluşturmaya başlarlar.
  • Beş yaşında, zihinlerinde oldukça fazla soru vardır. Kendilerine ait özelliklerin farkındadırlar ve hangi özelliklerinin kalıcı, hangi özelliklerinin geçici olduğunu merak ederler ve bunu araştırmaya başlarlar.
  • Altı yaşına geldiklerinde, farklılıkların sebeplerini daha iyi anlarlar ve bu durumun değişmez olduğunu kabullenirler.
  • Yedi ve sekiz yaşında kendi kültürlerinin tamamen farkına varmaya başlarlar, kendilerine ve kültürlerine yönelik özsaygı geliştirirler (KEDV, 2006).

Erken çocukluk döneminde çocuklar, çatışma, kızgınlık ve diğer nahoş hislerle yaratıcı ve şiddetten arınmış yollarla başa çıkmak yerine, farklılıklara hoşgörüsüzlük göstermenin kabul edilebilir bir tepki olduğunu öğrenmeye daha yatkındırlar. Dolayısıyla başlangıçtaki olumsuz duygularını aşmalarına yardım edilmediği takdirde uzun vadede kırılması güç önyargılara dönüşebilecek yanlış kavramalar, rahatsızlıklar, korkular yaşarlar ve farklılıkları reddeden tutumlar geliştirirler. Çocukların eğitim ve gelişimlerinden sorumlu yetişkinlerin taşıdığı önyargılar da göz önüne alınırsa, erken gelişim döneminde edinilen bu tutumların ileride çözümlenmesi güç çatışmalara yol açabileceği açıktır (Ekmişoğlu, 2007).

Bu sebeple aileler çocuklarını farklılıklara saygılı, hak ve adalet kavramlarına inanan bireyler olarak yetiştirmek istiyorlarsa, öncelikle kendi önyargıların farkına varmalı ve bu duygularını objektif olarak değerlendirmeyi bilmeleri gerekmektedir. Çocuklarına, kendi aileleri ile ilgili kültürel bilgileri anlatıp onların sahip oldukları alt kültür özelliklerini tanımalarına yardımcı olmaları büyük önem taşımaktadır. Böylece çocukların ben kimliğini oluşturmaları kolaylaşacak ve kendilerinin tek ve değerli olduklarını anlamaları sağlanacaktır. İzlediği programlar hakkında çocukla konuşmak ve açıklamalar yapmak televizyon aracılığıyla iyi bir öğrenme gerçekleştirebilmek yönünden önemlidir. Bu sebeple özellikle ailelerin, çocukları ile birlikte seyrettikleri yayınlardan sonra, onlarla konuşmaları ve ne düşündükleri üzerine fikirlerini öğrenmeleri oldukça önemlidir. Böylece aileler çocukların olumsuz ve önyargılı fikirlerini fark edip, erken müdahalede bulunabilirler. Aileler, çocuklarından ayrımcılığa dayalı herhangi bir düşünce duyduklarında bu durumu geçiştirmeyip, çocukları ile niçin böyle düşündüklerini derinlemesine tartışabilirler. Böylece çocuklarının eleştirel düşünme becerilerini desteklerken, aynı zamanda onlarda oluşabilecek önyargılara karşı önlem almış olacaklardır.

Prof. Dr. Ebru Aktan Acar
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü
Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı

 

YORUMLAR
    Henüz yorum yapılmamış.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edebilirsiniz