Erken Çocukluk Döneminde Farklılık Kavramının Gelişimi Öğretmenlere Öneriler 30 Eylül 2021

Farklılık kavramıyla ilgili Ebru Aktan Acar'ın ikinci yazısı öğretmenlere önerilerle devam ediyor. Erken Çocukluk Döneminde Farklılık Kavramının Gelişimi adlı diğer yazıyı okumak için linke gidebilirsiniz.

https://blog.nobelcocuk.com/erken-cocukluk-doneminde-farklilik-kavraminin-gelisimi.html

 

 

 

Farklılıklarımızla Birlikte Yaşamak…

Erken Çocukluk Döneminde Farklılık Kavramının Gelişimi

Öğretmenlere Öneriler

Erken çocukluk dönemindeki çocuklarla önyargı, ayrımcılık ve insanları farklı kılan özelliklerin konuşulmaya başlanmasına karar verildiğinde üzerinde durulması gereken en önemli nokta, çocukların bulundukları yaş grubudur (Derman-Sparks ve A.B.C. Task Force, 1989). Yaş grubu dikkate alınmadan verilecek Farklılıklara Saygı Eğitimi, çocuklara istenilen nitelikleri kazandıramayacağı gibi bazı kavramların çocuklar tarafından yanlış anlaşılmasına ve farklılıklara karşı olumsuz tutumlar geliştirmelerine sebep olabilir.

Öğretmenlerin de eğitim ortamlarında ve uyguladıkları program etkinliklerinde diğer kavramlara yer verdikleri kadar farklılıklara saygı kavramına da yer vermeleri; sınıf içi düzenlemelerinde çocukların farkındalıklarını arttıracak materyallerin bulunmasına özen göstermeleri ve her çocuğun eşit şekilde bu materyallerden faydalanmasını sağlamaları; her çocuğun bilgi ve özgüven üzerine kurulu ben kimliğini geliştirmeleri; diğer çocuklarda olabilecek farklılıkları kabullenerek grup çalışmalarına uyum sağlamalarına rehberlik etmeleri; sınıflarında çeşitli farklılıkları gösteren resimlere yer vererek, çocukların bu resimler hakkında konuşmalarına teşvik etmeleri ve resimler ile ilgili olumsuz fikirler üretiyorlarsa müdahale etmeleri oldukça önemlidir. Öğretmenler kullanacakları etkinlikleri kendileri geliştirebilecekleri gibi, bu konuda çalışan uzmanlardan da destek alabilirler.     

Erken çocukluk dönemi öğretmenlerinin büyük çoğunluğu çocuklarla çalışırken çember zamanından faydalanırlar. Çember zamanı, arkadaşlıkların oluşmasında, kişisel ve toplumsal saygının desteklenmesinde, iyi davranışların takdir görmesinde, empati gelişiminde, ait olma duygusunu hissetmede, problem çözme ve dinleme becerisinin gelişmesinde çocuklara farklı öğrenme fırsatları sunar. Çember zamanındaki soru cevap ve sohbetler aracılığı ile öğretmenler, çocukların tartışılan konuyu anlamalarını sağlayıp, düşüncelerini ifade etmeleri konusunda onları cesaretlendirebilirler (Divrengi ve Aktan, 2010). Öğretmenler farklılıkları sınıf ortamına taşıyabilmek için mekânı zenginleştirici materyallerden, fotoğraflardan, posta kutularından, dünya küresi/haritasından, farklı kültürlere ait oyuncaklardan ve kartlardan yararlanabilirler. Çünkü çocukların fotoğraflar ile ilgili olarak yaptıkları yorumlar, onların dünyayı nasıl gördüklerinin anlaşılmasını ve stereotipik yargılarının, varsayımlarının ve yanlış değerlendirmelerinin farkına varmalarını sağlar. Çocukların, ailelerinin ve okulda çalışan tüm personelin farklı özelliklerini gösteren fotoğraflar sınıfta sergilenebilir. Sergilenen fotoğraflarda farklı aile yapılarının da (büyük aile, küçük aile, babanın ya da annenin olmadığı aile vb.) yer alması dikkat çekici olabilir.                      

 Erken çocukluk döneminde öğretmenlerin çocuklarla birlikte okudukları hikâyeler de büyük önem taşır. Çocuklar kendilerine okunan hikâyelerden yola çıkarak dünyayı tanımaya başlarlar, paylaşmayı öğrenirler, kendi kültürleri ve farklı kültürler hakkında bilgi edinirler, stereotipik davranışları fark edip üzerinde düşünürler ve okunan hikâyeleri daha sonra yaratıcı etkinliklerle destekleyerek yaratıcılıklarına katkıda bulunurlar (Brown, 1998). Çocuklarla okunan hikâyeler hakkında konuşmak, empati gelişimlerine de yardımcı olacaktır. Hikâyelerdeki karakterlerin karşılaştıkları haksız ya da haklı davranışlar üzerine düşünecekler ve doğru olana karar vereceklerdir. Hikâyelerin etkileşimli olarak çocuklarla okunmasından sonra onlara yöneltilecek sorular da aynı derecede önem taşımaktadır. Ayrımcılık karşıtı fikirler ve farklılıklara saygı kavramı üzerinde çalışırken, önyargı, ayrımcılık ya da stereotipik düşüncelerle mücadele edilmesine yardımcı olacak kitapların seçilmesine özen gösterilmelidir (Divrengi ve Aktan, 2010). Öğretmenlerin yapacağı drama çalışmaları da çocuklara, kendi düşüncelerini özgün yollarla ifade etmek için güvenilir bir ortam sağlayacağından çocukların farklılıklara saygı kavramını destekleyecek teknikler arasında yer almaktadır. Çocuklar drama sayesinde birbirleri ile nasıl ilişki kurduklarını görecek ve birbirlerine yaptıkları haksız davranışları fark edeceklerdir.

Farklılıklara saygı perspektifinden eğitim vermeye karar veren bir öğretmen, her çocuğun kendisini ve ailesini iyi tanımalı; onların kültürel geçmişlerine, inançlarına, tutumlarına, dillerine, fiziksel görünüşlerine saygı duymalıdır. Bununla birlikte öğretmenler ailelerin öne sürdüğü olumsuz düşünceleri olumlu yönde değiştirmeye çalışırken, ailelerin kişiliklerine saygı duymayı bilmelidir. Onları herhangi bir konuda suçlamadan, her iki açıdan da anlaşılabilir açık bir iletişim yolu ile ayrıma düştükleri konuları çözebilmek için ortak bir çözüm yolu arayışında olmalıdır. Bu durumun sağlanmasında en etkili yol, ailelerle yapılacak toplantılara bütün ailelerin katılmasını sağlamak olacaktır (Derman-Sparks ve A.B.C. Task Force, 1989).

Tüm aileleri etkinliklere dâhil edebilmek ve onların düşüncelerini etkileyebilmek için öğretmenler aile mektuplarından, çocukların çalışmalarından ve aile çemberlerinden faydalanabilir. Tüm ailelerle bir araya gelip farklılıklar konusunda toplantılar yapılabilir.  Bu toplantılar öğretmene aileleri farklılık kavramı konusunda bilinçlendirmek ve eğitmek için büyük fırsat sunacaktır. Bu toplantılarda öncelikle ailelerin farklılıklara saygı kavramını ve uygulamalarını anlamaları sağlanmalıdır. Ailelerin bu etkinliklere katılmayı isteme ya da istememe durumları tespit edilmeli ve bu istemlerin sebepleri üzerinde durulmalıdır. Daha sonraki toplantıda çocukların kimlik gelişimleri, tutum ve davranışlarının nasıl şekillendirdikleri ve farklılıklara saygı eğitimi alan çocukların okul ve ev yaşantılarının nasıl kolaylaştığı ailelere anlatılmalıdır (Derman-Sparks ve A.B.C. Task Force,1989).

Unutulmaması gereken temel nokta, çocukların ayrımcılık yanlısı düşünceleri öncelikle ailelerinden öğrendikleridir. Bu sebeplerden dolayı, aileler önyargı ve ayrımcılık konularında bilgilendirilmeli, farkındalıkları artırılmalı ve ailelerle birlikte yürütülebilecek etkinlikler düzenlenmelidir. Eğitim sürecine her bir ailenin aktif olarak katılımının sağlanması öncelikle çocuğa büyük yarar sağlayacak ve eğitimcilerin hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştıracaktır (Divrengi ve Aktan, 2010).

Son Söz

Hiç kimse önyargı ve adaletsizlikle mücadele etmenin kolay olduğunu söyleyemez. Buna rağmen eğitimciler olarak bizlerin ve ailelerin bu konuda sorumluluğu ve değişim yaratma konusunda gücü bulunmaktadır. Erken çocukluk dönemi eğitimcileri olarak bilmeliyiz ki, çocukların nasıl öğrendikleri, öğrenmeye nasıl teşvik edildikleri, onların neyi öğrendikleri kadar önem taşımaktadır. Bu prensibin altı yaşın altındaki çocuklara yönelik hazırlanan tüm programların temelini oluşturması gerektiğine inanıyoruz. Eğer bu işe hızlı bir biçimde çocuklarımız ve hatta torunlarımızla başlarsak, bir bakmışız ki farklılıklara saygı duyan, farklılıkları kutlayan, farklılıklarla zenginleşen, önyargı, ayrımcılık ve nefretten uzak bir toplum ve dünya yaratmışız.

Prof. Dr. Ebru Aktan Acar- @ebruaktanacar

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü

Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı

 


 

 

YORUMLAR
    Henüz yorum yapılmamış.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edebilirsiniz