KARDEŞ KISKANÇLIĞI 26 Temmuz 2021

Bu yazımızda çocuklarda görülen kardeş kıskançlığını ve bu durumda yapılabileceklerden bahsettik.

Birden çok çocuk sahibi olan tüm ebeveynlerin ortak kaygılarından biri var olan çocuğun yeni geleni kıskanacak olmasıdır. Bu nedenle birçok ebeveynin ikinci bir çocuk yapmaktan kaçındığı, hatta vazgeçtiği bile görülmektedir. İlk çocuğu üzmemek, ona sunulan fırsatları, kaynakları kısıtlamamak adına çoğu aile tek çocuk sahibi olmayı tercih etmektedir. Birden fazla çocuk yapmaya karar veren aileler ise kardeş kıskançlığıyla yüzleşmekten kaçamazlar. Kardeş kıskançlığı sadece büyük çocuğun kendinden sonra geleni kıskanması değildir, yeni gelenin de bir süre sonra aynı duyguları hissetmesidir. Ancak genellikle yeni doğandan sonra ilk çocukta ortaya çıkan gerileme davranışları (bebeksi konuşmak, biberonla süt içmeyi istemek, altına kaçırmak) ya da yeni doğan bebeğe karşı gösterilen agresif tutum anne babayı paniğe sürükler. Oysa kıskanmak son derece içgüdüsel ve olağandır. Bu yeni birey evdeki dengeleri değiştirecek ve daha önemlisi çocuk tarafından rakip olarak algılanacaktır. Devamlı bakıma muhtaç, annenin tüm zamanını alan, bütün aile bireylerinin ilgisini çeken bebeğin rakip olarak algılanması doğal karşılanmalıdır. Bu, ilk çocuğun o ana dek hiç tatmadığı bir duygudur. O zamana kadar sadece kendisine yöneltilen ilgi artık bir başkasına da gösterilmektedir. Bunu kabullenebilmesi ve uyum sağlayabilmesi için çocuğun ihtiyacı olan şey sadece biraz zaman ve anne/baba tarafından gösterilecek anlayıştır. Yeni doğan kardeşini kıskanan bir çocuk eğer anne babanın dengeli ve olumlu tutumu devam ederse kısa süre içinde yeni duruma uyum sağlar. Bu uyumu sağlamada anne babaya büyük görev düşmektedir. Kıskançlığı pekiştirecek her türlü tutumdan kaçınılmalıdır. Zaman içerisinde çocuk kendisinin de hala çok sevildiğini anlayacak ve yeni durumu kabullenecektir. Bu süre zarfı içinde çocuğa ‘kardeşini kıskanmana gerek yok’, ‘bebeklik etme’, ‘kıskanmak hiç doğru değil’, ‘kardeşini çok sevmelisin’ gibi cümleler kurmak onu daha çok suçlu hissettirmekten ve öfkelendirmekten başka bir işe yaramaz. Bunun yerine anne/babanın çocuğunun duygularını anlaması gerekir. Örneğin ‘sanırım onunla bu kadar yakından ilgilenmem seni kızdırdı’, ‘onu senden daha çok sevdiğimi düşündün’, ya da ‘seninle eskisi kadar vakit geçirmememize üzüldüğünü görüyorum’ demek çocuğun tüm kıskançlık duygularını ortadan kaldırmayacak, ancak ona anlaşıldığını hissettirecektir. Çocuklar bu süreçte kardeşlerine zarar verme eğiliminde de olabilirler. Bu tür durumlar bazen severken sıkıştırma, öperken ısırma gibi dolaylı yoldan sergilenirken, daha direkt olarak da görülebilir.

! DENGELER DEĞİŞİNCE ENDER DURUMLAR HARİÇ TARAF OLUNMAMALIDIR.

BÖYLE DAVRANMANA İZİN VEREMEM!

      Anne/babanın bu durumlarda tavrını çok net olarak ortaya koyması ve bebeği koruması gerekmektedir. Ancak bunu yaparken de çocuğun yanlış davranışının arkasındaki duygu mutlaka isimlendirilmelidir. Örneğin ‘kardeşine zarar verdiğini görüyorum, sanırım ona kızgınsın’, ‘onu sevmediğini/istemediğini söylüyorsun bunu anlıyorum, ancak o bizimle kalacak ve senin ona zarar vermene izin veremem’ gibi. Burada esas amaç ‘duygunu anlıyorum ama davranışını onaylamıyorum ve böyle davranmana izin veremem’ mesajını vermektir. Çocuklar birbirleri ile yaşadıkları zorlukları hemen aile bireylerine aktararak yardım isterler. O zaman anne babanın taraf olması beklenir. Çocuk kendisinin haklı olduğu ve desteklenmesi gerektiğini düşünür. Oysa anne babalar çok ender durumlar hariç taraf olmamalıdır. Taraf olmak onların bizi içine almak istedikleri oyuna dahil olmak demektir. Rekabeti alevlendirecek olan kardeşlerin birbirleri ile sık sık kıyaslanması ya da birinin diğerinin önüne çıkarılması gibi tutumlardan uzak durulmalıdır. Çocuklarla gerekirse ayrı ayrı ve sakinleştiklerinde bir araya gelip kendi açılarından olayı anlatması ve duygularının anlaşıldığının onlara hissettirilmesi önemlidir.

Ya İKİZLER ise;

        İkiz çocuklar da her kardeş arasında görülen rekabete ek olarak ailenin ve çevrenin birbirlerine benzemeleri konusundaki ağır baskısı devreye girer. Fizik görünümleri ile birbirlerine benzeseler dahi bu çocuklar iki farklı bireydir. Bu farklılığın ilk önce anne babalar tarafından kabul edilmesi gerekir. Aynı kıyafeti giydirme, aynı oyuncakları alma, aynı yatakta yatırma gibi tutumlar çocukların bireyselleşmesinin önünde büyük engel teşkil eder. Her çocuğun bireyselleşmesine ve ayrı kişiliğinin gelişmesine fırsat tanınmalıdır. Genel olarak önemle üzerinde durulması gereken, her çocuğun aile içinde kendi özel yerini farkında olmasını sağlamaktır. Unutmamak gerekir ki kıskançlık, özellikle kardeş kıskançlığı, Habil ile Kabil’e kadar uzanan eski ve insani bir duygudur. Önemli olan bunu yaşantılama şeklidir. Anne babanın üzerine düşen görev ise bu duyguyu normalize etmek, zamanı ve ilgiyi mümkün olduğunca eşit dağıtmaya çalışmak ve büyük olan çocuğun da halen bir çocuk olduğunu unutmamaktır.

Uzm. Kln.Psk. Ayşenur ÖZMEN

@psk.aysenurozmen

 

YORUMLAR
    Henüz yorum yapılmamış.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edebilirsiniz