KARDEŞ SAHİBİ OLMANIN GELİŞİME ETKİSİ 02 Ağustos 2021

Bu yazımızda kardeş sahibi olmanın çocuk gelişimine olan etkisini inceledik. Yazımız “Romantik İlişkiler, Evlilik ve Ana- Baba- Çocuk İlişkileri” isimli kitabımızdan alınmıştır.

Kardeşler, birbirleriyle oldukça uzun süreleri bir arada geçirdiklerinden, birbirlerinin kişisel tarihinin önemli bir parçasını da oluştururlar. Aynı aile ortamını, benzer sosyalleşme süreçlerini paylaştıkları için, kardeşler kendi geçmişlerini yeniden oluşturmada birbirlerine herkesten daha çok yardımcı olabilirler. Kardeşler, birbirlerini başka hiç kimsenin göremeyeceği biçimlerde görürler; birbirlerini başka hiç kimsenin başaramayacagı kadar mutlu etmeyi ve kızdırmayı başarabilirler; içimizdeki en “iyi“ ve en “kötü“ yönleri ortaya çıkarabilirler. Kardeşler, bir arada yaşarken yardım etme, maddi ve manevi kaynakları paylaşma, ortak karar alma, ortak hareket etme, gerektiğinde politik davranma, sorun çözme, duyguları yaşama, aynı mutluluk verici üzücü olaylarda birbirinin yanında olma gibi birçok sosyal beceriyi birbirileriyle etkileşim içinde kalarak oluştururlar. Kardeşler, birbiriyle olumlu bir ilişki oluşturduklarında, aynı zamanda birbirleri için birer öğretmen de olabilmekte ve birbirlerine değişik beceriler kazandırabilmektedirler. Kardeşlerin, büyüme süreci içinde üstesinden gelmeleri gereken en önemli görevlerinden biri de “deidentifikasyon“, diğer bir değişle, ayrışma sürecidir. Bu ayrışma sonucunda, kardeşler kendi alanlarını tanımlayabilir, ve kendilerini bağımsız ve kendine özgü bir birey olarak ortaya koyabilirler. Bu bağlamda, belli düzeyde kardeş rekabeti ve çatışmanın daha sağlıklı olduğu söylenebilir. Çocukların çatışma içine girmeleri ve bu çatışmaları, şiddete başvurmadan çözebilmeleri, onların zorluklara karşı daha dayanıklı ve soğukkanlı olmalarını sağlamaktadır.

Kardeşlerin birbirlerinin sosyal ve duygusal gelişimlerine en önemli katkıları, birbirlerinin “zihin teorisi“ oluşturma, diğer bir değişle birbirlerinin kendilerini ve karşılarındakinin duygu, düşünce, niyet ve inanışlarının farkına varma becerilerini geliştirmeleri olarak düşünülebilir. Kardeşler arasındaki ilişkiler uyumlu zaman dilimleri kadar çatışmalı zaman dilimlerini de barındırır. Karşılıklılık içinde oluşan bu etkileşim süreçleri, çocukların hem kendilerini hem de başkalarını daha iyi tanımalarına fırsat verir. Zihin teorileri oluşturma süreci, kardeşlerin birbirlerini kızdırmaları, evcilik oynamaları, sorun çözmeleri ve kendilerini birbirlerine anlatmaya çalışmaları sırasında gelişir. Kardeşler, çoğu zaman birbirlerine “benim için orada biri var“ hissi vermekte, bu da onların kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlamaktadır. Tek çocuk olarak büyüyen çocukların kaçırdıkları belki de en önemli fırsat, çocuğun kendinden büyük ve/veya küçük çocuklarla daha az iletişim içinde olabilmesidir. Kardeşler arasındaki oyunlarda ortaya çıkan “doğal delilik“, sonuçları hiç hesaplamadan oynamak, sorumsuzluk, dürtüsellik, tek büyüyen çocukların deneyimleme fırsatı bulamadıkları durumlardır. Kardeş, aynı zamanda çocuğun nefret, saldırganlık gibi duygularını dışa vurmasına ve bunları tanımasına olanak tanır; kardeş tümüyle ona sunulan kaynaklara ortak olmaya başlamıştır. Çocuk bu duyguları yaşadığı kardeşiyle, bir süre sonra çok güzel zaman da geçirmeye başlar ve bu şekilde aynı kişiye karşı hem olumlu hem olumsuz duygular beslenebileceğini ve bunları nasıl dengeleneceğini öğrenir. Bu kişilik gelişimi açısından çok zenginleştiricidır.

 

Romantik İlişkiler, Evlilik ve Ana- Baba- Çocuk İlişkileri (1. Basım / Kasım 2010) - Nobel Akademik

Ed: Tarık Solmuş

ISBN: 978-605-395-418-7

YORUMLAR
    Henüz yorum yapılmamış.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edebilirsiniz