ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLAR VE KARDEŞ İLİŞKİLERİ 13 Temmuz 2021

Bu yazımızda özel gereksinimli çocuklar ve kardeşleriyle olan ilişkilerinden bahsettik. Yazımız “Çocuk Ruh Sağlığı” isimli kitabınızdan derlenmiştir.

Sahip olduğu hastalık ya da engellilik durumu nedeniyle özel gereksinimleri olan bir çocuğun bulunduğu ailelerdeki en büyük destekleyici rollerden birini kardeşler üstlenmektedir. Bu kardeşlerin büyük bir bölümü yaşadıkları durumla umut ve psikolojik direnç geliştirerek başa çıkmayı öğrenmektedir (von Ferstel ve Glanshaw, 2011). Ayrıca deneyimlerinin özgünlüğü sayesinde duygusal açıdan olgunlaşma, yüksek içgörü ve empati geliştirme, farklılıklara karşı duyarlı ve hoşgörülü olma, mizahi bakış açısını bir savunma mekanizması olarak etkili biçimde kullanma, diğerlerine yardımcı olmaya dayalı mesleklere yönelme, hak savunuculuğu konusunda yetenek kazanma gibi bazı güçlü özelliklere sahip olmaktadırlar (Edwards ve Titman, 2010; Harris ve Glasberg, 2003; Meyer ve Vadasy, 1994; Strohm, 2005).

Ancak özel gereksinimli bir kardeşe sahip olmanın güç ve yorucu yanları inkar edilemez. Sağlıklı çocuklar; özel gereksinimli kardeşlerinin yaşadığı sorunlarla aşırı özdeşleşebilir, kardeşlerinden ayrı ve kendilerine ait bir hayatları olabileceğini kavramakta güçlük çekebilirler (Harris ve Glasberg, 2003; Meyer ve Vadasy, 1994, 1996). İzolasyon, yalnızlık, kayıp, öfke, korku, kaygı, depresyon, utanç, kıskançlık ve suçluluk gibi güçlü duyguları yoğun biçimde hissedebilirler (Batson, 2011; Strohm, 2005; von Ferstel ve Glenshaw, 2011). Çoğunlukla kardeşlerinin bakımı ve boş zaman etkinlikleri nde aktif bir rol üstlenme ya da ev işlerine yardım etme gibi konularda çok fazla sorumluluk üstlenirler. Bazı çocuklarda ebeveynlerin tipik gelişim gösteren çocuklarından beklentilerini artırarak onlarda doğrudan ya da dolaylı bir baskı oluşturması sonucu aşırı hırslı, mükemmeliyetçi ve başarı odaklı olma gibi özellikler geliştirirler. Bazen de ebeveynlerin bu yönde belirgin bir baskısı olmasa da kardeşlerinin gerçekleştiremediği rolleri telafi etme isteği, suçluluk duyguları ile başa çıkma yolu, ebeveynlerinin dikkatini çekme ve onlar tarafından takdir edilme arzusu gibi nedenlerle belirli alanlarda olağanüstü bir performans gösterme çabası içine girer, buna karşın performanslarından çoğu zaman tatmin olmazlar (Strohm, 2005; von Ferstel ve Glenshaw, 2011).

Tıpkı anne-babanın hastalık durumunda olduğu gibi çocukların kardeşlerinin sağlığı ile ilgili doğrudan ve anlayabilecekleri düzeyde açıklamalar yapılmalı, hastalık/ engel durumunu açıklayıcı yazılı ve görsel materyaller sunulmalıdır. Ayrıca çocuklar fırsatlar elverdiğince kardeşlerinin tedavi ve rehabilitasyondan sorumlu uzmanlarla yapılan görüşmelere götürülmeli ve onlara istedikleri soruları sormaları konusunda cesaretlendirilmelidir (Meyer ve Vadasy, 1994). Eğitim / tedavi / sağaltım programlarının hazırlanması aşamasında kardeşlerin görüş ve önerilerinden de yararlanılmalıdır (Strohm, 2005). Böylece kendilerini ailenin ayrılmaz bir parçası olarak görebilir, kardeşlerine ve ebeveynlerine daha anlayışlı yaklaşabilirler (Breyer, 2018).

Belirli aralıklarla çocukların özel gereksinimli kardeşlerine ilişkin bakış açısını değerlendirecek ve varsa yanlış anlamalar düzeltecek gerekli bilgilendirmenin yapılmasını sağlayacak şekilde sorular sorulmalıdır. “Birisi sana ‘ kardeşinin sorunu nedir?’ diye sorduğunda ne cevap verirsin?“ şeklinde bir soru, genellikle konuyu açmak için yeterli olmaktadır (Meyer ve Vadasy, 1994). Çocukların düşünceleri ve kafalarındaki sorulara verdikleri yanıtlar çok hızlı değişmektedir. Bu nedenle, konuyla ilgili tek büyük bir konuşma yapmaktan ziyade süren bir diyalog ortamı yaratmak daha yararlıdır. Önemli olan nokta, ebeveynlerin çocuklarını kardeşleri ile ilgili konularda konuşmak istedikleri zaman kullanabilecekleri bir kapı açmalarıdır.

Özel gereksinimli bir kardeşle büyüme deneyiminin yolunda giden “iyi kısımlarını“ ve daha sorunlu olan “zor kısımlarını“ anlamak ve bunlar üzerine konuşma kardeşleri desteklemenin en önemli koşullarındandır. Çocukların bu farklı durumların bir arada bulunabileceğini kabullenmeleri ve aralarında bir denge kurulabileceğini öğrenmeleri yararlıdır. Çocukların kardeşleri ilişkilerini hissettikleri duygular her ne olursa olsun bunları, kendilerine ve diğerlerine zarar vermeden dışa vurabileceklerini bilmeleri, bu duygularla başa çıkabilmenin ilk adımıdır (Batson, 2011; Meyer ve Vadasy, 1994; Strohm, 2005). Bu noktada yetişkinlerin çocuğun gelişimsel düzeyine ve kendini ifade etme tarzına uygun şekilde konuşarak, oyun oynayarak, kuklalarla canlandırma yaparak, resim çizerek, yazarak ya da bir hikaye yaratarak duygu ve düşüncelerini ifade edilmesini teşvik etmesi önemlidir (Jongsma ve ark., 2014; Siegel ve Payne Bryson, 2012).

Çocuklar özel gereksinimli kardeşlerine ayrıcalık tanındığından ya da kendi paylarına daha az ilgi düştüğünden şikayetçi olabilirler. Bazı çocuklar kendilerini ailerinin görünmez ya da unutulmuş bir üyesi gibi hissedebilirler (Rolland, 1994). Çocuklara, bazen anne-babaların diğer çocukla daha fazla ilgilenmesi gerektiği (yaş, hastalık ya da engel durumu nedeniyle) ancak bunun onları daha fazla sevdikleri anlamına gelmediği anlatılmalıdır (Batson, 2011; Faber ve Mazlish, 1998; Meyer ve Vadasy, 1996). Çocuklar, başlangıçta adil olmadığını düşünseler de sevdiklerinden ve değer gördüklerinden emin olurlarsa bu durumu büyük bir sorun olarak görmekten vazgeçebilirler. Bununla birlikte sağlıklı çocuğun hak ettiği ilgi ve zamanı aldığından emin olunmalıdır.

Okul çağı döneminden itibaren çocuklarda özellikle de ergenler, akran baskısını ve bir gruba ait olma ihtiyacını yoğun olarak hissetmeye başlarlar. Bu nedenle akranlarının kardeşlerini yönelik tepkilerini çok duyarlı hale gelirler. Bazı çocuklar akran gruplarına uyumak için kardeşlerinden uzaklaşabilirler (Meyer ve Vadasy, 1994, 1996). Bu durumun, gelişimsel açıdan olağan olduğunu bilmek ve çocukların duygularını anlamak ebeveynlerin daha sabırlı olmalarına ve çocukların da kardeşlerini reddetmelerinin kabul edilemez olduğunu öğrenmelerine yardımcı olabilir (Harris ve Glasberg, 2003; Strohm, 2005). Pazarkenler ise artmış bir sorumluluk duygusuyla hayatları konusunda karar alırken ailenin ihtiyaçlarını kendi isteklerin önünde tutma eğilimi sergileyebilirler. Ebeveynlerin bu noktada ergen çocuklarını bağımsızlığını desteklemeleri ve ailelerinden sağlıklı bir şekilde ayrılmaları için onları cesaretlendirmeleri gerekmektedir (Harris ve Glasberg, 2003; Rolland, 1994).

Çocuk Ruh Sağlığı (1. Basım / Mart, 2020) - Nobel Akademik Yayıncılık

Ed: Doç. Dr. Gökçe Kurt

ISBN: 978-625-402-004-9

YORUMLAR
    Henüz yorum yapılmamış.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edebilirsiniz